Karanlık Edebiyat

4

Ölümlü

Bir zamanlar yok olmak ne kadar tuhaf. Henüz doğmamış bir ölü, hatta bir hiç. Benden önce ne yaşandıysa hiçbirini hatırlamıyorum. Şimdilerde ise tek bildiğim, sahip olduğuma inandıklarımın elbet ellerimden kayıp gideceği. Sonra, katiyen var olmamışım gibi dökülecek dişlerim. Toprak altı karanlığında çürüyecek cesedim. 

Ben bir ölümlüyüm. Sonumun farkındayım. Günün birinde unutulacak kadar gerçek, et ve kemikle gizlenecek kadar sahteyim. Zaman, beni karşı koyamadığım acılara sürüklüyor. Beni ben yapmaya devam ederek cezalandırıyor. Varlığımdan güç alarak yokluğumu sorgulatıyor. Zihnimde olup bitenler, ne için var? Rüyalarımı sadece ben mi gördüm? Bana özgü mü var oldu bunca hayal? Tüm bu üzüntüler gerçek mi? Yoksa diğerleri gibi ben mi var ettim onları da? 

Hislerimi kaybetmekten korkuyorum. Kendime karşı koymanın bir yolu olmalı. O gün geldiğinde gerçek beni nasıl ayırt edeceğim? Doğru söyleyeni nereden bileceğim? Hangisine boyun eğeceğim? Neye inanacağım? Savaşı kim kazanırsa ben kaybedeceğim? Hesap yapmak anlamsız. Çabalasam da hikâyenin sonunu değiştirmeye gücüm yetmeyecek. Attığım her adım beni bir parça daha eskitecek. Zamansız kavgalarım ölümle birleşecek.

Artık istesem de yok olamam.

G.E.C.E.