Öleceğini Bil
‘’Her şey ölümü unutmak için.’’ diye düşünmüştüm bir gün. Bunca tantana hep bu yüzden. Burası yalancıların dünyası ne de olsa. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanların köhne diyarı. Sonsuzluk hırsının esirlerince yönetiliyor. Makam, mevki, para ve güçle besleniyor. Hayatta kalmanın yegâne yolu uzaklaşmak. Yani, kendinden. Yalnız, böyle çekilebilir hâle gelir yaşadığımız yer.
Mahalle kültürü ben büyürken yenik düştü beton binalara. Anbean tanık oldum yıkıcı etkilerine şiddetli savaşın. Çocuk ruhum ezildi enkazında. Duyduğuna sağır, gördüğüne kör nesiller yetiştirdi galipler. Ne olup bittiğinden haberim bile yoktu. Direnecek yaşta da değildim. Yetişkin oldum zorla. Güçlükle durabildim ayakta. Duygularımız katledildi biz seyirci kalmışken. Hırs ve nefretten ötesi kılıçtan geçti. Bir daha hissetmeye cüret etmeyelim diye oyun alanı bile bırakmadılar.
Esasen, her şey bir gün öleceğimiz gerçeğini unutmak için işte. Para ve güç, Tanrı gibi hissettiriyor sefillere. Bu yüzden kötülük var. Açlığın sebebi bu. Her güce kafa tutan insanoğlunun ebediyete karşı tek savunmasını zihninin acizliğinden alması ne acı. Çünkü, ancak bilinçli hafıza kaybı neden olabilir bir halkı bombalamaya. Toprağa karışacağını bilen fenalığa yeltenmez. Bense sanırım tam olmayı asla beceremeyeceğim. Kazanmama imkân yok. Tüm çabalarım zamana yenik düşecek. Öylesine çullanacaklar ki üstüme bir gün, cesedim bile çürüyecek.
Sahiden bir gün ölecek miyim?
G.E.C.E.